Ağrı Spor, Siyaset ve Bürokrasi

Ağrı Spor, Siyaset ve Bürokrasi

15 Nisan 2019 Pazartesi 10:55
Ağrı Spor, Siyaset ve Bürokrasi
Hafta sonunu iple çekenlerden biriydim. Hem Fenerbahçe - Galatasaray derbisi, hem de Ağrı Spor - Mardin Büyükşehir Belediye Spor derbisi heyecanını aynı güne sıkıştırmak zorunda kalanlardandım.


Ben de tercihimi Ağrı Spor'dan yana kullanarak Ağrı Askf Camiası ile birlikte Mardin'e gittim.


Mardin'de otel bulmayınca, geceyi Diyarbakır'da geçirdik. Söz açılmışken bizleri Diyarbakır’da ağırlayan Diyarbakır ASKF Başkanı Sayın Remzi DAYAN'a ve Av. Murat AKBAŞ'a teşekkür edeyim.


Sabahın erken saatlerinde Eşgüdüm toplantısına katılmak üzere Mardin Stadyumuna gittiğimde güzel bir hava, bol güneş ve Mardin ASKF Başkanı Doğan AĞALBAY'ın ilgisini gördüm.

Buraya kadar her şey çok iyiydi.


Taki kulüp başkanlığı yaptığını sonradan öğrendiğim Mardin Gençlik Hizmetleri Spor İl Müdürünün sahaya girdiği dakikaya kadar.


Mardin kadim bir kent. Arap, Süryani, Kürt, Türk yıllarca bu şehirde kardeşçe yaşamışlar.


Ama bu kulüp başkanı, sanki Rumlarla maç yapıyorlarmış gibi bir tavırla karşıladı bizi. Sonrasında ise bizim hakkımız olan protokol tribününde oturamayacağımızı emniyet yetkililerine söylemiş.

Maç başlamadan protokol krizi ile boğuşmak zorunda kaldık.

Allah'tan ki Ağrı ASKF Başkanı Erkan KÖSEDAĞ'ın devreye girmesi ile o sorunu aştık.


Aslında biz aştığımızı sanmıştık.

Herkesi protokol tribününe aldıktan sonra, herkesin tek tek orayı terk ettiğini ve Ağrı Spor taraftarının yanına gittiğini gördük.

Gerekçesini sorduğumuzda "tehdit ettiler" ifadesini kullandılar.


Peki, Şaşırdık mı?


Aslında sonrasını görünce pek te şaşırmadım. Neyse daha maça başlamadan binbir entrika döneceğini anlamıştık zaten.


Oyuncularımız ısınmaya çıkınca, Mardin'in antrenörü olan haysiyet yoksunu spor adamı, futbolcularımızdan birini yumruklayınca, ortalık karıştı.

Kimin kime vurduğu belli değil. Polis zor ayırdı. Bizlerde mecburen kendi takımımızın uğradığı haksızlığa dayanamayarak, olayların içerisinde bulduk kendimizi.


Olaylar sakinleşti, futbolcular ısınmaya başladı. Bu defa Mardin futbolcuları, futbolcularımıza saldırmaya başladı. Enteresan olan ise, Mardin futbolcuları bize saldırırken, polisin Mardin futbolcularını uzaklaştırmak yerine bizi şiddete maruz bırakarak olayları sakinleştirmeye çalışmasıydı. Bu kavgayı da sorunsuz atlattık diyebiliriz. Çünkü Mardin ava çıkarken avlanmıştı.


Biz Ağrılıyız, kimseye pabuç bırakmayız diyerek maçın başlamasını bekledik.


Dakikalar 45'i gösterdiğinde Mardin takımı bir penaltı kazandı. Golü attılar. Herkeste bir sevinç. Ne görelim orta yaşlı bir adam. Protokolün tam ortasında oturmuş. Trübünler ona baba diye tezahürat yapıyorlar. Bu ne idiğü belirsiz adam kol hareketi yaparak ahlaksızca bağırıyor. "Koyduk mu...."


Merak ettim, kim bu adam. Nasıl bu kadar heyecanla ve holiganca bir sevinç böyle.

Baktım önünde arkasında korumalar var. Meğer Mardin Valisi Mustafa YAMAN Beyefendiymiş.


Devlet adamı diyeceğim ama yakıştıramıyorum bu adama. Vali desen, böyle valilik olmaz. Ama korumalar orada, kimi başkan kimi vali diyor bu adama.


Yanaştı bizim ekibe ve dünyanın en çirkin ve ağıza alınmayacak kelimelerini bir bir sarf etti.


“Dua edin ki sizi burada adam gibi misafir ediyorum. Ben bu ülkenin en şerefli adamıyım. Bir daha bana küfrederseniz sizi ne yapacağımı bilirim".


Ben bunları hafifleterek yazdım. Aslında tavrı ve tarzı iğrenç olan bu adam devlet adamı diye geçiniyor.


Adam her kimse devletten aldığı gücü vatandaşın üzerinde deniyor galiba. Sivil olarak gelse, ona söyleyecek elbette üç beş sözümüz olacak. Etrafındaki koruma ordusundan aldığı güçle mi, yoksa devletimizin verdiği güçle mi bu ahlaksızlığı yaptı bilinmez.


Ama Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN'ı ve İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman SOYLU'yu temsil etmesinin bile bu ülkeye zarar verdiği kanaatindeyim.


Olaylar olunca durumu AK Parti Ağrı Milletvekilimiz Ekrem ÇELEBİ'ye intikal ettirdim. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati YAZICI'nın babasının vefatı dolayısı ile uçuşunu iptal ettirerek Mardin'e gelemediğini öğrenince, "Vekilim müdahale edin, yoksa bunlar bize burada zulüm yapacak" dedim.


O da sağ olsun Emniyet Müdürünü ve Valiyi arayarak "Orada 500'e yakın hemşerim var. Bir tanesinin bile burnu kanasa bunun hesabını size sorarım. Hemşerilerim oradan sorunsuz bir şekilde ayrılacak." dediği için önlemler saha içi ve saha dışında arttırıldı. Seyircimiz sağ salim çıkarıldı oradan.


Neyse maç bitti ve biz şampiyonluğumuzu ilan ettik.


Ancak Ağrı'nın sahipsizliğini orada bir kez daha gördüm.


Bir şehir takımı düşünün ki, otobüse bindiriliyor, başka bir ile sahipsiz gönderiliyor, dönersen eyvallah, ölürsen cenaze merasimini şova çeviririz görüntüsü sergileniyor.

Yani anladığım başarı başkasının ama sahiplenen başkası oluyor.

Başarı gelince tabi ki göğsümüzü kabartalım ama başarı gelsin diye de emek verelim.

Zaten emek olunca payınız da olmuş oluyor.


İnşallah Ağrı Spor'u Play-Off müsabakalarında yalnız bırakmayacaklardır.


Bu arada Mehmet YILDIRIM başta olmak üzere tüm yönetimi,


Seyithan ÖZDAŞ başta olmak üzere tüm teknik heyeti,


Oğuz YILDIRIM başta olmak üzere tüm futbolcu kardeşlerimi,


Barikat04 ve Diriliş04 başta olmak üzere tüm taraftar gruplarını da ayrı ayrı tebrik ediyorum.


Yolun sonu 3. Lig olsun.

Ama yolun başı birlik beraberlik olsun.

Bir olalım, Ağrı kazansın. 
04haber.net -->

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Hava Durumu
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Linkler
    Kim Kimdir? Tüm Biyografiler
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv