Tarık Sezai Karatepe :Taşları Bağlamışlar Köpekleri Salmışlar

“İstanbul Sözleşmesi” değil, “Veda Hutbesi!”

29 Temmuz 2019 Pazartesi 10:33
Tarık Sezai Karatepe :Taşları Bağlamışlar Köpekleri Salmışlar
“İstanbul Sözleşmesi” değil, “Veda Hutbesi!”

“Bir şeyin şuyuu vukuundan beterdir.” kaidesi terkedilerek İstanbul

Sözleşmesi o denli konuşuldu ki…

Dünyada hak, suç ve suçlularla ilgili başka kaynak yok!” noktasına
gelindi.

“Reklamın kötüsü olmaz”dı.

İstanbul Sözleşmesi, içine ustaca giydirilmiş birkaç maddeyle amacına
çoktan ulaşmıştı.

Aklı sıra “Özel bir izleme mekanızması” kuruyor;

“cinsel yönelim”i güvence altına alıyor;

“klişelerden arındırılmış (!) toplumsal cinsiyet rolleri…”nin

“resmi müfredat içerisine ve eğitimin her seviyesine eklenmesi için

gerekli adımları atar.”ı maharetle ve pişkinlikle savunuyor.


Hızını alamıyor…


“… mahkemeler, kolluk kuvvetleri, ….. tüm devlet kurumları ve sivil
toplum kuruluşları…


etkin işbirliği için uygun mekanizmaların mevcudiyetini sağlamak
üzere gerekli hukuki veya diğer tedbirleri alır.” deniyor.


İşgal ordularının bile yapamayacağı bir operasyonla durumdan vazife
çıkararak, de facto uyguluyor.


Yuvaları dağıtıp kocaları evden öteleyen, 6 ay / 1 sene
yaklaştırmayan,


Sokakları, yapayalnız / çaresiz çocuklar ordusuna çeviren,

Kadının beyanı esas”la suistimale kapı aralayan,

lgbt’yi özendirip Etcep’i süsleyen,

sinsiliği aşikar paçavrayı tartışmak abesle iştigalden öte değil!


Çünkü senin ruh haritanda, çözülmemiş sorun, şifa bulmamış hastalık
yok!

14 asırdır serlevha olan Veda Hutbesi, insanlık onurunu göklere
çıkarıyor.

Nasıl oldu da evren, çağlar / mekanlarüstü özgürlük çağrısından
mahrum kaldı?

Hılfu’l fudul kalfalık, Veda Hutbesi ustalık eseriydi.

Çile ile yoğrulan mübarek ömrün final konuşmasıydı Veda Hutbesi!

124 bin er, can kulağı ile kalp gözü ile çağıranın çağrısına dikkat
kesilmişti:

Hamd Allah’a mahsustur!” sen de kimsin ey jenosid artığı Avrupa
Konseyi?

O’na hamdeder, O’ndan yardım dileriz!” senden değil!

“Bu şehriniz nasıl mübarek bir şehir ise,

canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir,

her türlü tecavüzden korunmuştur.” “elinden / dilinden emin”
sadıkların kaidesiydi.

Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz…”

Bedenlerin ve ruhların kaynaşması “Kitap” ile mümkündü.

Lut Kavmi’nin azgınlığı hız kesmemiş, Sicilya’dan İstanbul
Sözleşmesi’ne…

Fethin başkentine, Ulubatlı’nın burçlara bayrak astığı yerden girmiş;

Hasan, bir kez daha can evinden vurulmuştu.

Taş kesilen sapkınlığın izdüşümü, yüzyıllık evanjelist niyeti “cinsel
yönelim” maskesiyle kapatacağını sanmış,

istişaresiz idareci de imzayı basmıştı.

Gaflet /dalalet / hıyanet ehli ise, merak edip sormamıştı bile: “Bu
neyin nesi?”


“Ey insanlar!


Muhakkak ki şeytan, şu toprağınızda kendisine tapınmaktan
tamamen ümidini kesmiştir.

Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da
onu memnun edecektir.” feraseti bugünü işaret etmişti.


Ey insanlar!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı
tavsiye ederim.” ebed müddet çağrısı, Tek İlah’a yönelişin adıydı.

Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız.

Onların namusunu kendinize Allah’ın emriyle helal kıldınız.” şaşmaz
terazisi, huzurun habercisiydi.

Aile hukuku, fırsat düşkünü Vatikan / Telaviv ortaklığına havale
edilemezdi.

Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı
vardı
r.”

pozitif / negatif ayrımcılık değil, yetki / sorumluluk düzleminde adil bir
dengeydi.

Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, yatağınızı hiç kimseye
çiğnetmemeleri
,

hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalıdır.”

inanan / inanmayan her insanın gıpta edeceği şah belgeydi.

“Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa,

Allah, onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve bu işten
sakındırmanıza izin vermiştir.”


Yuvanın kurtuluş reçetesiydi.


“Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf / adete göre
yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.”


Sözün bittiği yerdi.


Hiçbir ahlak ölçüsü, çoluk çocuk sahibini, on yıl önceki reşit
olmayan(!) nikahından dolayı sofradan kaldırıp kodese yollamazdı.

Meğer “taşları bağlamışlar, köpekleri salmışlar”dı.

Muhafazakar adalet (!), kimi kimden muhafaza ediyordu?

Aile “A” ile başlar.

“A” yıkılırsa, “ile”den eser kalmaz
.


Tarık Sezai Karatepe 
04haber.net -->

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Hava Durumu
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Linkler
    Kim Kimdir? Tüm Biyografiler
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv