İbrahim Altun Yazdı ; KUDÜS, TÜM İNSANLIĞINDIR!!

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail - Filistin sorununu kalıcı olarak çözeceğini iddia ettiği sözüm ona "Orta Doğu Barış Planını" açıkladı.

31 Ocak 2020 Cuma 11:26
İbrahim Altun Yazdı ; KUDÜS, TÜM İNSANLIĞINDIR!!
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail - Filistin sorununu kalıcı olarak çözeceğini iddia ettiği sözüm ona "Orta Doğu Barış Planını" açıkladı.

Hem de "Yüzyılın Anlaşması" diyecek kadar ileri giderek!

Hiç şüphesiz bu sözde barış planının en tartışmalı maddesi Kudüs'ün bir bütün olarak İsrail'e verilerek şehrin İsrail'in başkenti olarak kabul edilmesiydi.

İsrail ve Yahudiler nezdinde büyük bir zaferin müjdesi olan ve onlara tarifsiz bir sevincin kapısını aralayan bu madde; başta Filistinliler olmak üzere tüm Müslüman âleminde kendileri için kurulmuş yıkıcı bir komplo olarak görüldü ve İslam dünyasında büyük bir öfkenin fitilini ateşledi.

Sadece bu durama bakınca bile adı barış olan ama barışla uzaktan yakından bir ilgisi bulunmayan ve tek taraflı bir menfaate dayanan bu planın sonuçlarını tahmin etmek zor olmasa gerek!

Daha fazla savaş... Daha fazla ölüm... Daha fazla yıkım...

Düşünün ki ABD Başkanı Donald Trump, sözde Barış Planını böbürlene böbürlene anlattığı sırada bile taraflar ve taraftarlar, sosyal medyada amansız bir savaşa girişmişlerdi.

Bir tarafta;

"Kudüs, bölünmemiş halde İsrail'in olacak. Bugünden itibaren Kudüs, özgür ve kurtarılmıştır." diyen ve babasının malıymış gibi Kudüs'ü, İsrail'e altın tepside sunarak sözüm ona bölgeye barış getirdiğini iddia eden,

ABD'in en insancıl ve en barışçıl(?) Başkanı Donald Trump!


Diğer tarafta;

Trump'ın sözlerini duyunca asırlardır bekledikleri Kudüs'e kavuştuklarını sanarak onu alkış tufanına tutan ve "Kudüs, İsrail'in başkentidir." diye sevinç naraları içinde gövde gösterisi yapan,

Eli kanlı İsrail hükümeti!


Öte tarafta;

Kendi içinde birbirini yiyen ama mesele "Kudüs" olunca hep bir ağızdan "İsrail'in başkenti cehennemin dibidir. Kudüs Filistin'in başkentidir." diyen ancak bundan öteye gidemeyen yeri geldiğinde İsrail'e kafa tutan Filistinli çocukların ve yaşlı kadınların cesaretiyle övünen, yeri geldiğinde de engelli gençlerin İsrail tanklarına attığı taşlar için sevinen ardından da onların hazin ölümlerini izlemekle yetinen, sonra da

"Kudüs bizimdir." diye sokakları inim inim inleten Müslümanlar!


Trump Efendi de İsrail hükümeti de Müslüman âlemi de hiç kusura bakmasın!

Zira Kudüs, yekpare kimsenin değildir; Kudüs, "Kudüs" diye inleyen ve onu seven herkesindir.

Kudüs'ü yalnız kendi hakkıymış gibi gören ve ötekini öcüleştiren tüm anlayışları ret ediyorum.

Kudüs'ü anlamak için Kudüs'ü okumak gerek.

"Kudüs nedir ya da ne değildir? " diye sormak gerek.

Kudüs’ün tarihi, bir noktada dünyanın tarihidir.

Kudüs, insanlığın hafızası ve tarihin sırlarla dolu sayfasıdır.

Semavi dinlerin yazgısı orada yazılıdır ve saklıdır.

Arapça El Kuds, İbranice Yeruşalayim olarak adlandırılan Kudüs, dünyanın en eski ve en kutsal kentlerindendir. Bu şehir, ilk olarak Yahudiler için kutsal olan Kitâb-ı Mukaddes’teki Yeşua kitabında Yeruşalayim adıyla anılmıştır. Şalom (İbranice) ve Salam (Arapça) barış anlamına da gelir, bu nedenle Yeruşalayim’e Barışın Şehri de denir.

Üç semavi din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam için son derece kutsal olan bu kadim şehir; tarih boyunca birçok kutsal yapıya ev sahipliği yapmasından dolayı ne yazık ki adı barış olsa da çoğu kez savaşa sahne olmuş, defalarca yıkılmış sonrasında yeniden inşa edilmiştir.

Öyle ki yazılı kaynaklara göre 2 kere yok edilmiş 23 kez işgale uğramış, 52 defa saldırıya maruz kalmış ve 44 defa da el değiştirmiştir.

Anlaşıldığı üzere Kudüs tarih boyunca paylaşılamayan ve uğruna nice savaşlar yapılan önemli bir yer olarak süregelmiş.

Peki, Kudüs'ü bu denli önemli kılan ne?

Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar için Kudüs niçin bu denli önemli? Kudüs onlar için ne ifade ediyor asıl bunlara bakmak ve öyle konuşmak gerekmez mi?

Ne de olsa insan, bilmediğinin düşmanıdır.

Kudüs'ün semavi dinler için önemine baktığımızda tüm sorunların sebebi ve soruların cevabı kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Peki Kudüs, Yahudiler için neden önemli?

Yahudi inancı Kudüsü, tanrının seçilmiş kavmi olan İsrailoğullarına bir vaadi olarak görür. Kudüs vadedilmiş kutsal toprakların merkezi konumundadır ve ona bu özelliği kazandıran şey Kral Davud'un Museviliğin ilk mabedini buraya kurmuş olmasıdır.

Tanrının yerini belirlediği mabedin Hz. Süleyman tarafından yapılacağını bildirmesi üzerine Hz. Davud oğlu Hz Süleyman'a mabedi yapmasını emretmiş, uzun ve titiz süren çalışmalar sonucunda da inşası tamamlanmıştır.

Mabed’in inşasından sonra Ahit Sandığı onun Kodaş ha-Kodaşim denilen kısmına konulmuş ve burası Tanrının ikametgâhı, O’nunla iletişimin kurulduğu yer olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Yahudiler için asıl olan burada yaşamaktır. Çünkü burada olmak, Tanrının verdiği sözü yerine getireceği, O’nun koruması altında olan yerde olmak demektir.

Kudüs, insanların diriliş sonrası hesaba çekilecekleri yer, cennetin ve cehennemin kapısı olarak kabul edilir. Bu yüzden Kudüs’te yaşamak kadar burada ölmek de insanları, kurtuluşa götüren sebeplerden biri olarak görülür. Çünkü Kudüs’ün kutsallığı bu topraklarda yaşayanların olduğu kadar buraya defnedilenlerin de onun kutsallığından yararlanacaklarına ve bunun da onların günahlarının bağışlanmasına yol açacağına inanılır. Talmud, Kudüs’te gömülmenin mezbah altına gömülmekle aynı anlama geldiğini zikreder. Bu yüzden de Kudüs’te yaşamak kadar burada ölmek de önemlidir.

Yahudiler, Hz. İshak ve eşlerinin buraya defnedildiğine inanır, hatta Mısır’da vefat eden Hz. Yakup ve Hz. Yusuf’un kemiklerinin de Musa tarafından defnedilmek üzere buraya getirildiğini söylerler..

Bir mabed dini olan Yahudilikte, Süleyman mabedinin yıkılışı ile başlayan sürgün hayatı bugün Kudüs ve çevresindeki kutsal topraklar üzerinde yürütülen hak iddiası açısından çok önemlidir.

Günümüzde Yahudiler Süleyman mabedinin kalıntıları kabul ettikleri Ağlama duvarı önünde yüzleri duvara dönük dua ederler ve yeniden inşa arzusu için gözyaşı dökerler.

Hristiyanlar için Kudüs...

Hristiyanlık için Kudüs, tarihin başlangıç ve bitiş noktasının olduğu yerdir. Hristiyan doktrinine göre Kudüs ve çevresi Tanrının insanlık uğruna kendi oğlunu kurban ettiği topraklardır. Hristiyan inancında Hz. İsa'nın yeniden dirilişinin buradan gerçekleşeceğine inanıldığından buraya Kıyamet Kilisesi inşa edilmiş ve bu kilise, İsa Peygamber'in çarmıha gerildiği ve kabrine konulduğu yer olarak kabul edildiğinden Hristiyanlarca hac merkezi olarak görülen en kutsal mekândır.

Kudüs'teki Kutsal Kabir Kilisesi, aralarında Rum Ortodoks Patrikhanesi, Roma Katolik Kilisesi ve Ermeni Patrikliği'nin de olduğu Hristiyanlığın farklı mezheplerinin temsilcileri tarafından yönetilir.

Müslümanların ilk kıblegahı olan Kudüs...

İslamiyet açısından Kudüs, son derece önemli bir yere sahiptir. Müslümanların ilk kıblesi olan Mescidi Aksa Kudüs'tedir. Ayrıca Hz. Muhammed'in (sav) Miraç olayının gerçekleştiği yer olan ve Harem-üş Şerif diye adlandırılan kutsal mekan da Kudüs'te bulunmaktadır.

Müslümanlar için Kudüs, üçüncü haremi şeriftir. Bazı Hadislerde Mescid-i Aksanın ibadet ve ziyaret amacıyla gidilmesi gereken üç mescitten biri olduğu belirtilmiştir.


Tüm bu bilgiler bize şunu söylüyor;

Kudüs üç semavi dinin kutsallarının birbiriyle harmanlandığı yerdir.

Her kutsal mekân bir başka dinin kutsal mekânıyla hemen hemen iç içedir.

Müslümanların ilk kıblegahı ve üçüncü haremi şerif sayılan Mescidi Aksa, Yahudilerin ilk tapınağı olan mabedin üzerinde yükselmiştir.

Öyle ki Müslümanların Harem-üş Şerif dedikleri mekana Yahudiler, "Lev Libo Sel Yeruşalim" yani "Kudüs'ün kalbinin kalbi" der.

Hristiyanlar için kutsal olan kutsal Diriliş- Kabir Kilisesi iki caminin tam ortasında yer alır

Yahudilerin Ağlama Duvarı, Hz. Muhammedîn "Burak" adlı atını bıraktığı yer olarak anılır.

Kutsal mekânlar o denli iç içe girmiştir ki Ağlama Duvarı, Mescidi Aksanın batı duvarındadır.

Kemame Kilisesine giden Hristiyanların "Via Dolorosa" diye adlandırdıkları kutsal haç rotası Mescidi Aksanın hemen kuzey yamacından geçer.

Her üç semavi din için de kutsal sayılan mabetlerin ve mekânların üst üstte ya da yan yana olması Kudüs'ün paylaşılmasını imkânsız kılan en büyük etkendir.

Eğer gerçekten dünya Kudüs için bir çözüm arıyorsa şunu herkes kabul etmelidir.

Kudüs, tek başına

Ne Müslümanların

Ne Yahudilerin

Ne de Hristiyanlarındır.

KUDÜS, TÜM İNSANLIĞINDIR!


Kudüs,

Hristiyan, Müslüman ve Musevilerin ortak yazgısıdır.

Kudüs

Hiçbir kimsenin başkenti değildir.

Kudüs

Bütün bir insanlığın meselesidir.

Kimse Kudüs'te tek taraflı karar alıp hayata geçiremez.

Buna adı Trump olan zatı şahane de dâhildir.

30.01.2020

İbrahim ALTUN


 
04haber250x250 -->

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    nöbetçi Ağrı
    Hava Durumu
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Arşiv